<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlginç Blog &#187; bilim</title>
	<atom:link href="http://www.ilgincblog.net/tag/bilim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilgincblog.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 23 Jul 2010 10:19:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
		<item>
		<title>CTRUS Futbol Topu</title>
		<link>http://www.ilgincblog.net/2010/06/ctrus-futbol-topu.html</link>
		<comments>http://www.ilgincblog.net/2010/06/ctrus-futbol-topu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 14:28:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürkan Kalkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[agent]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[ctrus]]></category>
		<category><![CDATA[ctrus topu]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi top]]></category>
		<category><![CDATA[futbol topu]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin futbol topu]]></category>
		<category><![CDATA[hakem hataları]]></category>
		<category><![CDATA[hakem hatalarını önleyen top]]></category>
		<category><![CDATA[top]]></category>
		<category><![CDATA[yeni futbol topu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilgincblog.net/?p=2778</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl FIFA&#8217;nın Afrika&#8217;da düzenlemiş olduğu 2010 Dünya Futbol Şampiyonasında  şu ana kadar Vuvuzela ve Jabulani&#8217;nin ardından hakem hataları damga vurdu. Bu hataların en barizi Almanya-İngiltere maçında topun 50 cm içeri girmesine rağmen Uruguaylı hakem Jorge Larrionda&#8217;nın &#8220;Gol değil&#8221; demesiydi. Şimdilik konsept aşamasında olan Agent firmasının geliştirmiş olduğu Ctrus adı verilen futbol topu da bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ilgincblog.net/wp-content/uploads/2010/06/ctrus.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2779" title="ctrus" src="http://www.ilgincblog.net/wp-content/uploads/2010/06/ctrus-300x250.jpg" alt="" width="272" height="223" /></a>Bu yıl FIFA&#8217;nın Afrika&#8217;da düzenlemiş olduğu 2010 Dünya Futbol Şampiyonasında  şu ana kadar Vuvuzela ve Jabulani&#8217;nin ardından hakem hataları damga vurdu. Bu hataların en barizi Almanya-İngiltere maçında topun 50 cm içeri girmesine rağmen Uruguaylı hakem Jorge Larrionda&#8217;nın &#8220;Gol değil&#8221; demesiydi. Şimdilik konsept aşamasında olan Agent firmasının geliştirmiş olduğu Ctrus adı verilen futbol topu da bu tip hataların önüne geçebilecek gibi gözüküyor. Ctrus futbol topu normal toplarla şekil, ebat ve ağırklık olarak aynı özelliklerde. Fakat içinde hava yerine havalı sensörler bulunuyor. Bu sensörlerde bağlı olduğu bilgisayara tüm bilgileri anında aktarıyor. GPS VE RFID sistemine sahip bu top&#8217;un vuruş hızını, gücünü ölçebiliyor ve sahanın hangi noktasında olduğunu gösterebiliyor. Kale, taç gizgisini geçince ve korner ve aut pozisyonlarında rek değiştiriyor.</p>
<p>Ayrıca POV teknolojisi sayesinde, topta bulunan kameradan görüntü izlenebiliyor. Nediyelim, inşallah bir dahaki şampiyona da  jabulani yerine CTRUS adı verilen bu futbol top kullanılır da hatasız bir maç seyredebiliriz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilgincblog.net/2010/06/ctrus-futbol-topu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009 Yılının En Önemli Buluşları</title>
		<link>http://www.ilgincblog.net/2010/01/2009-yilinin-en-onemli-buluslari.html</link>
		<comments>http://www.ilgincblog.net/2010/01/2009-yilinin-en-onemli-buluslari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 22:44:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürkan Kalkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[İlginc buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[buluş]]></category>
		<category><![CDATA[buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[buluşları]]></category>
		<category><![CDATA[en önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İcat]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilgincblog.net/?p=496</guid>
		<description><![CDATA[2009 yılın da bir çok alanda önemli buluşlar oldu, fakat 2009 yılının en önemli buluşları Time dergisine ve bir bilimadıma göre şunlar:
1. İnsan epigenomunun şifresi çözüldü: İnsan geninin şifresini çözme umudu, yaklaşık 10 yıl önce tüm insani kalıtsal etkileri anlamaya yönelik umutları körüklemişti. Ancak, hastalıklar ve genler arasındaki ilişkinin düşünülenden çok daha karmaşık olduğu görüldü. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_Igo3Fl1yW8E/S14eGMLKEBI/AAAAAAAAB5w/1MZoGLjL1bk/s1600-h/bulus.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430811292351467538" style="margin: 0px 10px 10px 0px; width: 198px; float: left; height: 200px; cursor: hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Igo3Fl1yW8E/S14eGMLKEBI/AAAAAAAAB5w/1MZoGLjL1bk/s200/bulus.jpg" border="0" alt="" /></a>2009 yılın da bir çok alanda önemli buluşlar oldu, fakat <a href="http://www.ilgincblog.net/2010/01/2009-yilinin-en-onemli-buluslari.html"><span style="color: #000000;">2009 yılının en önemli buluşları</span></a> Time dergisine ve bir bilimadıma göre şunlar:</p>
<p>1. İnsan epigenomunun şifresi çözüldü: İnsan geninin şifresini çözme umudu, yaklaşık 10 yıl önce tüm insani kalıtsal etkileri anlamaya yönelik umutları körüklemişti. Ancak, hastalıklar ve genler arasındaki ilişkinin düşünülenden çok daha karmaşık olduğu görüldü. Genlerin davranışı</p>
<p>çevresel faktörlerden etkilenebiliyor ve değişiklikler bir sonraki nesile geçebiliyor. Örneğin, gençliğinde sigara içen insanların çocuklarının erken ergenliğe girme riskini artıran belirli epigenetik değişiklikler taşıdığı belirtiliyor. Ekim ayında, Joseph Ecker&#8217;in önderliğindeki çalışma grubu, detaylı insan epigenom haritası üretmek için insan cildi ve kök hücreler üzerinde çalıştılar. Nature dergisinde yayınlan çalışmada, bunu hastalıklı hücrelerin epigenomlarıyla karşılaştırarak, bilimadamları epigenomdaki sorunların nasıl kanser ya da diğer hastalıklara yol açabildiğini anlamaya çalıştılar.</p>
<p>2.Renk körlüğünün şifası gen tedavisi: Eylül ayında Nature dergisinde yer alan çalışmada, gözbilimciler, kırmızı ve yeşil rengi ayırt edebilmeleri için renk körü iki farenin gözlerinin içine renk belirleyici proteinler enjekte ettiler. Sonuçlar çok şaşırtıcıydı. Bunun insanlarda da başarılı olabileceğini belirten araştırmacılar, bir gün renk körlüğünün tedavi edileceğini açıkladılar.</p>
<p>3.Bilimadamı robot: Evet ismi &#8220;Adam&#8221; olan bu robotun laboratuarda kendi başına deneyler yapıp bu deneylerin sonuçlarını değerlendirip sonuca gidebilen bir robot. Bu ilk robotun geliştirilmesini sağlayan ekibin başında Aberystwyth Üniversitesi&#8217;nden Profesör Ross King bulunuyor. O, eninde sonunda insanlarla robotların laboratuarda beraber çalışmalarını umduğunu belirtiyor. Aberystwyth Üniversitesi&#8217;nden ve Cambridge Üniversitesi&#8217;nden bilim insanları tarafından geliştirilen Adam, laboratuar çalışmalarındaki bilimsel sürecin her aşamasını insan müdahalesi olmadan gerçekleştirmesi için tasarlandığı ifade ediliyor. Adam&#8217;ın ilk deneysel çalışması da karmaşık yaşam sistemleri ile ilgili.</p>
<p>4. Karada ton balığı beslemek: Avustralya&#8217;da bir havuz dolusu ton balığı yumurtlamaya başladı ve 1 aydan daha uzun süre yumurtlamaya ara vermediler. Bilimadamları, göçebe ton balıklarının sayısının, 1950&#8242;den beri yüzde 90&#8242;dan daha fazla oranda düştüğüne inanıyorlar. Diğer Pasifik ton balıkları okyanus bölgelerinde yumurtluyorlar ve büyüyorlar. Ancak, kapalı havuzlarda balık beslemenin geleceğin ton balığı çiftlikleri şubelerine öncülük edeceği belirtildi.</p>
<p>5. Ayda su bulundu: NASA, Ay&#8217;da su oluğunu duyurdu. NASA&#8217; da görevli bilim adamları, Ay&#8217;ın gölgede kalmış bölgelerinde önemli miktarda su ve diğer maddelerin bulunduğu dile getirdiler. 9 Ekim tarihinde Ay&#8217;ın yüzeyine bir roket fırlatan NASA,patlamanın havaya kaldırdığı toz bulutunda su molekülleri aranmıştı. İddia edildiği gibi Ay&#8217;da su bulunması halinde Ay&#8217;ın astronotlar için üs olarak kullanılması yolunu açabilecek.</p>
<p>Keşfi yapan araştırmacılar, Dünya&#8217;nın tek uydusu Ay&#8217;da iki ayrı tür su bulunduğunu belirterek, bunlardan birinin Ay yüzeyine çarpan buzdan meydana gelmiş göktaşları gibi bir dış kaynaktan geldiğini, diğerinin de tamamen Ay kaynaklı olduğunu düşünüyorlar.</p>
<p>6.Işınlama: Gerçekliğimiz Star Trek&#8217;e yaklaşıyor. Maryland Üniversitesi Joint Quantum Enstitüsü&#8217;nden bilimadamları, veriyi bir atomdan yaklaşık bir metre uzaklıktaki kabın içindeki diğer atoma başarılı bir şekilde ışınladılar. Halen atomdan atoma ışınlanma süper güvenli ve ultra hızlı bilgisayarlar yapmak için büyük bir etkiye sahip.</p>
<p>7.Büyük Hadron Çarpıştırıcısı: 2008 yılında devreye girip yüksek enerjili parçacık fiziği deneyleri yapılmasına imkân verecek bir projenin CERN&#8217;deki Avrupa Nükleer Araştırma Organizasyonu tarafından planlaması 25 yıl sürdü ve deneyin inşaası 10 milyar dolara mal oldu. Proje, Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarında, yerin 100 metre altında 27 kilometrelik dairevi bir tünel olarak inşa edildi. Çarpıştırıcı ileride kapasitesinin en üst düzeyine çıkarıldığında, parçacıkların tünellerde hızlandırılarak enerjilerinin 7 TeV&#8217;e çıkarılması ve karşılıklı olarak 14 TeV gücünde çarpıştırılması imkanı sağlayacak. Çarpışan parçacıkların dağılmasıyla çıkan atom altı parçacıklar incelenerek, maddenin yapısının anlaşılmasına çalışılıyor.</p>
<p>8. Yeni bir gezegen bulundu: Aralık ayında, uluslar arası gökbilimciler grubu, GJ 758 b olarak bilinen nesnenin, büyük bir gezegen ya da kahverengi cüce olarak da bilinen &#8220;başarısız olmuş bir yıldız&#8221; olabileceğini açıkladılar. Güneş benzeri yıldız GJ 758&#8242;in soluk eşinin Jüpiter&#8217;den 10 ila 40 kat daha büyük kütleye sahip olduğu tahmin ediliyor, Dünya&#8217;dan yalnızca 482 trilyon kilometrelik (5,1 ışıkyılı) mesafesiyle Samanyolu içerisinde yakın bir komşumuz olduğu görülüyor.</p>
<p>Bu buluş, hem Hawaii&#8217;de kurulu Subaru Teleskobu üzerinde yer alan dünyanın en yeni gezegen avlama aygıtı ile yapılan ilk keşfi, hem de üniversite tarafından ocak ayında duyurulan yeni bir araştırma işbirliğinin ilk meyvesini temsil ediyormuş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilgincblog.net/2010/01/2009-yilinin-en-onemli-buluslari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Yarım Asrın En İyi Müzik İcatları</title>
		<link>http://www.ilgincblog.net/2009/07/son-yarm-asrn-en-iyi-muzik-icatlar.html</link>
		<comments>http://www.ilgincblog.net/2009/07/son-yarm-asrn-en-iyi-muzik-icatlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 07:29:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürkan Kalkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cd]]></category>
		<category><![CDATA[ipod]]></category>
		<category><![CDATA[mp3]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[müzik icatları]]></category>
		<category><![CDATA[wolkman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilgincblog.net/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[T3 dergisinin hazırladıgı son 50 yıldaki en öenmli müzik icatları
1- Sony Walkman
2- MP3 formatı
3- Apple iPod
4- CD
5- Napster (dosya paylaşım sitesi)
6- Dolby (ses sistemi üreticisi)
7- DAB (dijital ses yayınlı) radyo
8- Boombox (üzerinde hoparlörü bulunan taşınabilir müzik çalar)
9- Sonos kablosuz müzik sistemi
10- Panasonic Technics DJ masası
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/SlBcXvD2NSI/AAAAAAAACKM/uVYGN57-9mM/s1600-h/nota87.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5354881519782868258" style="margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px; float: left; height: 157px; cursor: hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/SlBcXvD2NSI/AAAAAAAACKM/uVYGN57-9mM/s200/nota87.jpg" border="0" alt="" /></a>T3 dergisinin hazırladıgı son 50 yıldaki en öenmli müzik icatları<br />
1- Sony Walkman<br />
2- MP3 formatı<br />
3- Apple iPod<br />
4- CD<br />
5- Napster (dosya paylaşım sitesi)<br />
6- Dolby (ses sistemi üreticisi)<br />
7- DAB (dijital ses yayınlı) radyo<br />
8- Boombox (üzerinde hoparlörü bulunan taşınabilir müzik çalar)<br />
9- Sonos kablosuz müzik sistemi<br />
10- Panasonic Technics DJ masası</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilgincblog.net/2009/07/son-yarm-asrn-en-iyi-muzik-icatlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Manyetik Enerji Deneyi</title>
		<link>http://www.ilgincblog.net/2009/07/manyetik-enerji-deneyi.html</link>
		<comments>http://www.ilgincblog.net/2009/07/manyetik-enerji-deneyi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 17:02:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürkan Kalkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneyler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[magnetik]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Manyetik Enerji Deneyi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilgincblog.net/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Manyetik Enerji Deneyi

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Manyetik Enerji Deneyi</p>
<p><object width="500" height="400" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-97a0e128a4ef0d4b" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"><param name="bgcolor" value="#FFFFFF"><param name="allowfullscreen" value="true"><param name="flashvars" value="flvurl=http%3A%2F%2Fv5.nonxt5.googlevideo.com%2Fvideoplayback%3Fid%3D97a0e128a4ef0d4b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1280845745%26sparams%3Did%252Citag%252Cip%252Cipbits%252Cexpire%26signature%3D6F73B964F7B01CC75B13DE9B7886D9A86D4987C8.640BD4BBBE7C0583EE390915976B5B30C7E558E9%26key%3Dck1&amp;iurl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3D97a0e128a4ef0d4b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DOU-tLfWMPNqhcX5iRG7_lqHD9lg&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"><embed src="http://www.youtube.com/get_player"<br />
width="500" height="400" bgcolor="#FFFFFF"<br />
flashvars="flvurl=http%3A%2F%2Fv5.nonxt5.googlevideo.com%2Fvideoplayback%3Fid%3D97a0e128a4ef0d4b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1280845745%26sparams%3Did%252Citag%252Cip%252Cipbits%252Cexpire%26signature%3D6F73B964F7B01CC75B13DE9B7886D9A86D4987C8.640BD4BBBE7C0583EE390915976B5B30C7E558E9%26key%3Dck1&#038;iurl=http%3A%2F%2Fvideo.google.com%2FThumbnailServer2%3Fapp%3Dblogger%26contentid%3D97a0e128a4ef0d4b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw320%26sigh%3DOU-tLfWMPNqhcX5iRG7_lqHD9lg&#038;autoplay=0&#038;ps=blogger"<br />
allowFullScreen="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilgincblog.net/2009/07/manyetik-enerji-deneyi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel Isınma Yalanı</title>
		<link>http://www.ilgincblog.net/2009/06/kuresel-isnma-yalan.html</link>
		<comments>http://www.ilgincblog.net/2009/06/kuresel-isnma-yalan.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2009 10:41:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürkan Kalkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma gerçekmi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma yalanı]]></category>
		<category><![CDATA[Stanley Feldman]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Marks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilgincblog.net/?p=297</guid>
		<description><![CDATA[Stanley Feldman ve Vincent Marks adlı iki İngiliz profesörün yazdıgı Küresel Isınma ve Diğer Saçmalıklar: Tüm Korkunç Bilimsel Hikâyeler Hakkındaki Gerçekler (Extracted from Global Warming And Other Bollocks: The Truth About All Those Science Scare Stories)adlı kitaptan bazı örnekler
Küresel ısınmanın sorumlusu Güneş: Küresel ısınmada aslan payının insan eliyle yaratılan karbondioksit (CO2) olduğu konusunda herkes hemfikir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/SkCyx_eMU7I/AAAAAAAAB_g/d-Qlt7OtiSM/s1600-h/sun1.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350472929237554098" style="margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px; float: left; height: 175px; cursor: hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/SkCyx_eMU7I/AAAAAAAAB_g/d-Qlt7OtiSM/s200/sun1.jpg" border="0" alt="" /></a>Stanley Feldman ve Vincent Marks adlı iki İngiliz profesörün yazdıgı Küresel Isınma ve Diğer Saçmalıklar: Tüm Korkunç Bilimsel Hikâyeler Hakkındaki Gerçekler (Extracted from Global Warming And Other Bollocks: The Truth About All Those Science Scare Stories)adlı kitaptan bazı örnekler<br />
<strong>Küresel ısınmanın sorumlusu Güneş</strong>: Küresel ısınmada aslan payının insan eliyle yaratılan karbondioksit (CO2) olduğu konusunda herkes hemfikir ama Güneş’teki doğal değişikliklerin payı yadsınıyor. Küresel ısınmanın nedenlerinin en azından bir kısmının sorumlusunun, Güneş ısısındaki yoğunluk artışı olduğuna dair kanıtlar var.</p>
<p><strong>Maldivler batmıyor</strong>: Dünyanın en güzel adalarının yükselen dalgaların altında kalacağı efsanesi, küresel ısınma hakkındaki temel iddialardan biri. Ancak Maldivler’deki yatırımcılar dalgaların yerinde durduğuna emin olacak ki denizin dibinde lüks otel inşaatları sürüyor. Benzer şekilde büyük risk altında olduğu iddia edilen Pasifik’teki Tuvalu’da da deniz seviyesinde düşüş var.</p>
<p><strong>CO2 seviyeleri benzeri görülmemiş seviyelere yükselmiş değil</strong>: Bugün, atmosferin yüzde 0.038’i CO2 içeriyor. Bu rakam son 200 yılda arttı. Ancak çoğu zaman göz ardı edilen şu ki; Dünya’nın geçmişinde CO2 seviyeleri bugünkünden 10 kat daha yüksekti. Örneğin dinozorların ortalıkta dolaştığı zamanlarda CO2 seviyeleri bugünkünün beşle 10 katı arasında bir orandaydı.</p>
<p><strong>Kutup ayıları ölmüyor:</strong> Felaket tellalları eriyip iyice küçülmüş buzulun tepesinde yaşam savaşı veren kutup ayısı fotoğrafına dikkat çekmeye bayılır. Ancak merak etmeyin, kutup ayıları gayet iyi&#8230; Son 50 yılda kutuplarda yaşanan belirli orandaki erimeye rağmen, kutup ayılarının nüfusu 1950’den beri iki katından daha yüksek bir rakama ulaştı. İşin aslı kutup ayıları geniş açıklıktaki sulardan rahatsız olmaz, yüzebilirler.</p>
<p><strong>Penguenler de ölmüyor</strong>: Kutup ayılarınınkine benzer facia senaryosu, Güney Kutbu’ndaki penguenler için de geçerli&#8230; Özellikle insan yerleşimlerine yakın olan bazı Antarktik penguen kolonileri sayı olarak azalsa da toplam penguen nüfusu sabit ya da artışta.</p>
<p><strong>Körfez akıntısı tehdit altında değil:</strong> Bazı bilim insanları kuzey kutbu buzulları erirse oluşacak sellerin ve Atlantik’teki soğuk suyun, İngiltere’yi ılıklaştıran sıcak su dalgası Körfez akıntısını daha güneye iteceğini öne sürüyor. Bu senaryo gerçek olursa Kuzey Avrupa’nın donmuş bir kara parçası haline gelebileceğine dair öngörüler var. Ancak bu bakış açısına dair delil yok! Aslında Körfez akıntısı her zamanki gibi güçlü, gittikçe ısınıyor ve yön değiştirdiği yok.</p>
<p><strong>Çok az sayıda ‘zararlı’ gıda var</strong>: Hamburger hakkındaki korkular rasyonel değil. Pek çok ülkenin geleneksel yemekleri ete dayanır, hiçbiri de abur cubur gıdalardan kaynaklanan hastalıklarla boğuşmuyor. Obezitenin tek sebebi bu tür gıdalar değildir. Obezite, bu gıdaları oburca yemekten kaynaklanır.</p>
<p><strong>Organik gıda iyi değil:</strong> Organik gıdaların, kimyasalları içermediği için daha faydalı olduğuna dair yaygın bir inanış ortaya çıktı ki yanlış! Tüm bitkilerin besini CO2 formunda havadan ve topraktaki suda çözülebilir kimyasallardan gelir. Bu kimyasalların kompozisyonu da her zaman aynıdır.</p>
<p><strong>Tuzu kesmenize gerek yok</strong>: Tuz, temel bir gıda maddesidir, tuzsuz ölebiliriz. İnsanlar gibi yerde yaşayan tüm canlılar vücut sıcaklıklarını terleyerek ve nefes alarak korur ve terleme, yetersiz tuzla imkânsızdır. Vücudunda tuz bulunmayan bir insanın yorucu egzersiz yapması ölüme bile neden olabilir.</p>
<p><strong>Kalp krizine neyin sebep olduğunu bilmiyoruz</strong>: Kolesterolü yüksek olan her insan kalp krizi geçirmez. Kolesterol seviyesi çok düşük pek çok insansa kalp krizi geçirebilir. Bazı ülkelerde kalp krizi oranları çok düşüktür. Öte yandan doymuş yağ oranı yüksek beslenme alışkanlığı olan Inuit’ler ya da Sibiryalıların beklenenin aksine, düşük kolesterole sahip olduğu görülmüştür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilgincblog.net/2009/06/kuresel-isnma-yalan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilim Trajedileri</title>
		<link>http://www.ilgincblog.net/2009/06/bilim-trajedileri.html</link>
		<comments>http://www.ilgincblog.net/2009/06/bilim-trajedileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 10:14:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürkan Kalkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Trajedileri]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel trajediler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilgincblog.net/?p=280</guid>
		<description><![CDATA[►Ünlü İngiliz bilim adamı Roger Bacon (1214-1294) daha 13. yüzyılda yelkenli bir kızak yapmayı düşünmüştü. Bu konudaki düşüncelerini açıklarken de: &#8220;Uçma makine­leri de yapılabilir. Örneğin ortaya oturan bir adam çarkı çevirerek kuşların kanatlarına ben­zeyen özel birtakım kanatlan harekete geçirirse havaya yükselebilir&#8221; demişti. Bu sözlerinden ötürü kilise yakasına yapışmış ve sihirbazdır diye uzun yıllar onu takip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>►Ünlü İngiliz bilim adamı Roger Bacon (1214-1294) daha 13. yüzyılda yelkenli bir kızak yapmayı düşünmüştü. Bu konudaki düşüncelerini açıklarken de: &#8220;Uçma makine­leri de yapılabilir. Örneğin ortaya oturan bir adam çarkı çevirerek kuşların kanatlarına ben­zeyen özel birtakım kanatlan harekete geçirirse havaya yükselebilir&#8221; demişti. Bu sözlerinden ötürü kilise yakasına yapışmış ve sihirbazdır diye uzun yıllar onu takip ederek, tutuklatmıştır.</div>
<p>►Lavoisier (1743-1784) ise havayı analiz etmiş, onun basit bir şey olmadığını ortaya koymuştu. Bu keşif de bir hiddet fırtınası doğurmuş, ağır hakaretlere uğramasına neden olmuştu. Ona saldıranlar arasında yine bir bilim adamı olan Areometre&#8217;in kâşifi akademi üyesi kimyacı Baume da vardı. Baumebu keşif için: &#8220;Esas unsurlar veya cisimlerin eczaları asırlardan beri her millet tarafından incelenmiş, araştırılmış ve tespit edilmiştir. İki bin yıldan beri basit bir cisim, bir unsur olarak tanınan şeyleri bugün mahlut (karışık) veya mürekkep (birleşik) cisimler kategorisine sokmak mana­sızdır. Bu kabil tecrübelere ciddi nazarıyla bakılamaz&#8221; demişti.</p>
<p>►18. yy&#8217;ın sonlarında Fransa&#8217;da bir meteor havadayken görülmüş, yere düştüğünde çıkardığı ses duyulmuş ve gidip bulun­duğunda da henüz sıcak olduğu tespit edilmişti. Bu taş tüm bu açıklamalarla birlikte incelenmek için Akademi&#8217;ye verilmiş, yüzlerce görgü tanığının imzasını taşıyan bu açıkla­maya rağmen kendisinden demin söz ettiğimiz meşhur Lavoisier, yazdığı raporda gökyüzün­den taş düşmesinin imkânsızlığını uzun uzun açıklamıştı.</p>
<p>►Kan dolaşımını keşfeden VVilliam Har-vey (1578-1657) sadece ilim dünyasınca değil, mensup olduğu üniversite tarafından da alaya alınmıştı.</p>
<p>► &#8220;Loğusa humması&#8221;nın bulaşıcı karakte­rini keşfeden ve hatta buna göre önlemler ala­rak ölüm oranını en alt düzeye indiren meşhur Viyanalı Doktor Semmelvveis&#8217;de (1818-1865) maddi sonuçlar da almış olmasına rağmen meslektaşlarının o kadar çok anlayışsızlığına ve o kadar çok alaylarına uğramıştı ki sonunda dayanamayıp üzüntüsünden delirmiş ve bir tımarhanede ölmüştür.</p>
<p>►Enerjinin sürekli olduğunu keşfeden Robert Mayer de (1814-1878) ilim dünyası tarafından o kadar şiddetli alaylarla karşılan­mıştı ki öfkesinden kendisini pencereden ata­rak intihar etmişti.</p>
<p>► Havagazı ile aydınlanmanın mucidi Phi-lippe Lebon o zamanın bilim adamlarını fitilsiz bir lambanın da yanacağına inandıramamış. Ancak ölümünden (1818) on dört yıl sonra ona inanmayanlar dahi geceleri bu buluş saye­sinde aydınlanmışlardır.</p>
<div>► Graf von Ferdinand Zeppelin (183 8-1917) yönlendirilebilen balonu icat ederken bütün dünya onunla da alay etmişti. 1901&#8242;de Kiel&#8217;deki mühendisler toplantısında bu projesini açıkladığında deli muamelesi görmüştü. Fakat ne gariptir ki 1908&#8242;de başarılı ve gör­kemli deneylerle ilk Zeppelin balonunu dün­yaya tanıttırınca düne kadar kendisini inkâr eden uygar dünyanın ilk düşündüğü şey savaşta bu yeni &#8220;silah&#8221;tan nasıl yararlanılabi­leceğini araştırmak oldu.</div>
<p><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347498418310014402" style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; width: 400px; display: block; height: 274px; cursor: hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/SjYheqxU5cI/AAAAAAAAB3A/TIOTJkvwJls/s400/balon.jpg" border="0" alt="" />Zeppelin, balonu icat ettiğinde herkes onunla alay etti ve mühendisler ona deli dediler. Oysa araç, savaşta dahi kullanıldı.</p>
<p>►Jean-Pierre Blanchard (1753-1809) (Manş&#8217;ı balonla ilk geçen Fransız havacısı) 1781 &#8216;de Paris gazetelerinden birinde çıkan bir yazısında on yıl uğraştıktan sonra bir çeşit uçma aleti bulduğunu açıklamıştı. Evinin bah­çesinde yaptığı uçma deneylerinde de 24 m kadar yükselmeyi başarmıştı. Bu sonuç o zamana göre bir başarı idi. Fakat o devrin büyük bilginlerinden ünlü astronom Le Fran-çois de Lalande (1732-1807) bu olay üzerine 18.5.1782&#8242;de Paris gazetelerine yazdığı bir mektupta şunları söylemişti: &#8220;Müsaade ediniz de okuyucularınıza, âlimlerin (ilim adamları­nın) bu gibi meseleler karşısında susmalarının bir istihfaf (önemsememe, küçümseme) susması olduğunu söyleyeyim. Çünkü bir insanın havaya yükselip orada durabilmesi her yönden imkân­sızdır. İlim Akademisi üyelerinden Coulomb, bir yıl önceki toplantılarımızdan birinde, &#8216;bugünkü vücut (beden) yapısı ile bir insanın uçması için dört-beş bin metre uzunluğunda kanatları olması ve bunları saniyede bir metre süratle hareket ettirmesi gerekeceğini hesapladığını&#8217; söylemiştir. Böyle hayali şeylerin hakikat olabileceğine ancak bir mecnun (deli) inanabilir. Ve İzafi (Göreli) ağırlığı havadan aşağı cisimlerin yardımı ile havaya yükselmek düşünceleri de uygulanmasına asla imkân olma­yacak şeylerdendir.&#8221; Ne gariptir ki daha aynı yılın ekim ayında Avignon&#8217;da Stephan Mongolfier, sıcak havayla doldurduğu balonu ile gök­yüzüne yükselmeyi başarmıştı.</p>
<p>► Thomas Edison&#8217;un 1879 yılında karbon lifli lambayı bulması ile gaz şirketlerinin hisse senetlerinde korkunç bir düşüş başladı. İngiltere&#8217;de parlamento, yeni aydınlanma yönteminin geleceğini araştırmak üzere bir soruşturma komitesi kurdu. Posta işleri genel müdürü ve komite başkanı Sir William Preece, Avam Kamarası&#8217;na yaptığı açıklamada, komi­tenin, evlerde elektrik ışığı kullanılmasının saçma ve hayali bir düşünce olduğuna karar verdiğini bildirdi. Bugün uygar dünyada her ev elektrikle aydınlanmaktadır.</p>
<p>► Leonardo da Vinci insanların en eski düş­lerinden olan uçabilme isteğinin etkisiyle modern helikopterlere şaşırtıcı derecede ben­zeyen uçan makinelerin yapımı üzerinde yıllar harcamış, ancak enginizisyon korkusuyla tasarılarını gizlemişti. Tasanlar 1797 yılında yayımlanınca herkes havadan ağır makinele­rin asla yerden ayrılamayacağı konusunda düşünce birliği etmişti.</p>
<p>► Daha bu yüzyılın başlarında tanınmış Astronom Simon Nevvcomb uçan araçların uzun mesafelere gidebilmesini sağlayacak bir itici gücün bulunamayacağını savunuyordu.</p>
<p>► 1924 yılında Profesör Hermann Oberth&#8217; in &#8220;Uzaya Roketler&#8221; adlı kitabını eleştiren dünyaca ünlü &#8220;NATURE&#8221; dergisi uzay roketi tasarılarının ancak insan soyunun tükenme­sinden biraz önce gerçekleşebileceğini ileri sürüyordu.</p>
<p>► 1940&#8242;larda bile ilk roketlerin dünyadan ayrılıp yüzlerce mil uçmalarına rağmen dok­torlar, insan metabolizmasının yerçekimi bulunmayan bir ortama uyamayacağını, bu bakımdan insanlı uzay uçuşlarının imkânsız olduğunu ileri sürüyorlardı.</p>
<p>►Johann Cari Fuhlrott (1804-1887) Düsseldorf yakınlarındaki Neanderthal&#8217;de birta­kım kemikler buldu ve onları son buzul çağı ile VVürm buzullaşmasının başlarında, yani 120.000 &#8211; 80.000 yıl önce yaşamış olan &#8220;Neanderthal Adamı&#8221;nın iskeletini kurmakta kullan­dıktan sonra Neanderthal adam kuramını ortaya attı. Bu kuram bilimsel çevrelerde epey karı­şıklığa yol açmıştı. Fuhlrott&#8217;un kuramına karşı çıkanlar pek de inandırıcı olmayan bir mantık yürütüyor ve fosil adamlar olmaması gerektiği için fosil adamlar olamaz diyorlardı.</p>
<p>► Teilhard de Chardin şöyle demiştir: &#8220;Bilime inanırım, ancak bilim dünyaya nesnele­rin dış görünüşünden başka bir açıdan bakma zahmetine hiç girişmemiştir?&#8221;</p>
<p>► 1903 yılında Rus bilgini Konstantin Çolkovski zamanımızın modern füzesinin öncüsü olarak isim yapacağı önemli teorisini, ortaya atmış fakat: &#8220;Hayalperest bir okul öğretmeni denilerek alayla karşılanmıştır. Hakikatte ise Çolkovski çok ileri bir buluşu yapmış, füzeler­den yakıt olarak barutu kaldırarak yerine sıvı oksijen ve sıvı hidrojeni tavsiye etmiş ve füze alanında daha birçok buluş yapmıştır.</p>
<p>► Kristof Kolomb&#8217;un varsayımları:<br />
a) İspanya&#8217;dan Asya&#8217;ya ulaşmak için üç yıl<br />
gereklidir.<br />
b) Atlas Okyanusu sonsuzdur, üzerinde denizcilik yapılamaz.<br />
c) Eğer, yeryüzünün Avrupa&#8217;ya göre ters tarafına geçilirse, geri dönülemez.<br />
d) Yeryüzünün öte tarafı tamamen suyla kaplıdır.<br />
e) Dünyada beş kıta vardır ama sadece üçünde insanlar yaşayabilir.<br />
f) Yaradılıştan sonra geçen yüzyıllar<br />
içinde, herhangi birinin önem taşıyan bilinme-<br />
yen bir toprak bulduğu düşünülemez.</p>
<p>Kolomb, bu raporundan sonra, İspanya Kraliyet Komitesi&#8217;nin oybirliği ile 1490 yılında, Kral Ferdinand ve Kraliçe İsabella tarafından göreve atandı. Kolomb&#8217;un yukarı­daki tüm varsayımları, sonunda boşa çıkacak, ortaya hiç akla gelmeyen Amerika kıtası çıkacaktı.</p>
<p><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347498841526454306" style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; width: 400px; display: block; height: 300px; cursor: hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/SjYh3TX_SCI/AAAAAAAAB3I/Sn8JxhUxkDc/s400/6913Deep.jpg" border="0" alt="" />1610 yıllarında uzaydaki her cismin gözle görüleceğine inanılıyordu. Buna Galileo dahi katılıyordu. Fakat bu imkânsızdı. Zira uzayın sonsuzluğuna teknolojimiz yetişememektedir. Kaynak:Bilinmeyen, Sayı:118</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilgincblog.net/2009/06/bilim-trajedileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karıncaların Yön Tayin Sistemi Nasıl Çalışır</title>
		<link>http://www.ilgincblog.net/2009/05/karncalarn-yon-tayin-sistemi-nasl-calsr.html</link>
		<comments>http://www.ilgincblog.net/2009/05/karncalarn-yon-tayin-sistemi-nasl-calsr.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 20:50:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürkan Kalkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[karıncalar nasıl yön bulur]]></category>
		<category><![CDATA[Karıncalar yön]]></category>
		<category><![CDATA[Karıncaların]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Tayin]]></category>
		<category><![CDATA[tayini]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[yön bulmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilgincblog.net/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[Karıncalar besin aramak için yuvadan ayrıldıklarında çok çeşitli yönlere doğru hareket ederler. Bu sırada feromen denilen kimyasal bir madde salgılarlar. Eğer besini bulurlarsa izini bıraktıkları feromeni takip ederek yuvalarına geri dönerler. Bu sırada tekrar gittikleri yol üzerinde feromenle iz bırakırlar. Böylece besin kaynağına giden yol kuvvetli feromen kokusu taşır. Böyle bir yola eğer diğer besin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/ShxW_osfNrI/AAAAAAAABuY/SLSAmRrnwK4/s1600-h/karinca2.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5340238909410326194" style="margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px; float: left; height: 139px; cursor: hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/ShxW_osfNrI/AAAAAAAABuY/SLSAmRrnwK4/s200/karinca2.jpg" border="0" alt="" /></a>Karıncalar besin aramak için yuvadan ayrıldıklarında çok çeşitli yönlere doğru hareket ederler. Bu sırada feromen denilen kimyasal bir madde salgılarlar. Eğer besini bulurlarsa izini bıraktıkları feromeni takip ederek yuvalarına geri dönerler. Bu sırada tekrar gittikleri yol üzerinde feromenle iz bırakırlar. Böylece besin kaynağına giden yol kuvvetli feromen kokusu taşır. Böyle bir yola eğer diğer besin arayan karıncalar denk gelirse o zaman bu işaretli yol üzerinden yollarına devam ederler. Fakat işaretli yolu bulduklarında ilk başta hangi yöne doğru gitmeleri gerektiğini bilmezler. Bu nedenle besine ulaşmak yerine yanlışlıkla yuvaya geri de dönebilirler. Eğer besin yerine yuvaya doğru giderlerse, o zaman yuvaya vardıklarında geri dönerler ve ters yönde ilerleyerek bu kez besinin bulunduğu yere yönelirler. Besine doğru ilerlerken de, besin bulduktan sonra yuvalarına geri dönerken de yola tekrar feromen bırakırlar. Böylece besine giden yollar giderek kuvvetli feromen izleri taşır. Peki bu biçimde en kısa yolu nasıl bulurlar?</p>
<p>En kısa yolu takip eden karıncalar daha çabuk sürede yuvaya gidip geri döneceklerinden aynı süre içinde daha kısa olan yollarda daha fazla miktarda feromen birikir. Bu biçimde feromen kokusunun daha kuvvetli olduğu yolu bir süre sonra bütün kolonideki karıncalar keşfeder. Böylece en kısa yol üzerinden besin ve yuva arasında gidip gelirler</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilgincblog.net/2009/05/karncalarn-yon-tayin-sistemi-nasl-calsr.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Ayna Normal Aynalardan Degil</title>
		<link>http://www.ilgincblog.net/2009/05/bu-ayna-normal-aynalardan-degil.html</link>
		<comments>http://www.ilgincblog.net/2009/05/bu-ayna-normal-aynalardan-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 20:03:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürkan Kalkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ayna]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[düz gösteren ayna]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilgincblog.net/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[Normal aynalarda sag tarafımızı solda sol tarafımızı sagda görürüzya işte bu ayna tam tersi sag tarafı sagda sol tarafı solda gösteriyor yani asıl görüntünüzü gösteriyor
Andrew Hick adlı bilin insanının ayna yüzeyine bilgisayar algoritmalarını kullanarak ışığı sektiren kavisli eğriler yerleştirmesiyle ortaya çıkan aynada ışık ayna yüzeyinden göze doğrudan değil, yüzeydeki kavislerden kırılarak yansıyor&#8230;
Böylece klasik aynalardaki gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/ShxNEK_9ghI/AAAAAAAABuQ/ih7ntSx3MZs/s1600-h/ayna.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5340227992222007826" style="margin: 0px 10px 10px 0px; width: 320px; float: left; height: 194px; cursor: hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/ShxNEK_9ghI/AAAAAAAABuQ/ih7ntSx3MZs/s320/ayna.jpg" border="0" alt="" /></a>Normal aynalarda sag tarafımızı solda sol tarafımızı sagda görürüzya işte bu ayna tam tersi sag tarafı sagda sol tarafı solda gösteriyor yani asıl görüntünüzü gösteriyor<br />
Andrew Hick adlı bilin insanının ayna yüzeyine bilgisayar algoritmalarını kullanarak ışığı sektiren kavisli eğriler yerleştirmesiyle ortaya çıkan aynada ışık ayna yüzeyinden göze doğrudan değil, yüzeydeki kavislerden kırılarak yansıyor&#8230;<br />
Böylece klasik aynalardaki gibi görmüyoruz<br />
Bu görüntüyü aralarında 90 derece olan 2 ayna kullanarakta görebilirsiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilgincblog.net/2009/05/bu-ayna-normal-aynalardan-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Robotların Ayaklanması İçin Gerekli Şartlar</title>
		<link>http://www.ilgincblog.net/2009/05/robotlarn-ayaklanmas-icin-gerekli.html</link>
		<comments>http://www.ilgincblog.net/2009/05/robotlarn-ayaklanmas-icin-gerekli.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 May 2009 19:46:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürkan Kalkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[robot ayaklanması]]></category>
		<category><![CDATA[robot isyanı]]></category>
		<category><![CDATA[şartlar]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilgincblog.net/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Robot Uzmanı P. W. Singer a göre robotların ayaklanması için gerekli olan şartlar
1- Öncelikle, en önemli şart, insanlardan bağımsız olmalı. Hiçbir şekilde, insanlara ihtiyaç duymamalı. Bu da ancak robotların güneş enerjisi, nükleer enerji gibi sonsuz enerji kaynağıyla “yaşaması”yla mümkün olabilir.
2- Robotların hiçbir şekilde “kapatma düğmesi” gibi bir güvenlik zaafı olmaması gerekir.
3- Bu akıllı robotları, insanlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/ShmxOVmvDWI/AAAAAAAABt4/PbsMkm0JfqM/s1600-h/Irobot460x276.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339493693100330338" style="margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px; float: left; height: 120px; cursor: hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/ShmxOVmvDWI/AAAAAAAABt4/PbsMkm0JfqM/s200/Irobot460x276.jpg" border="0" alt="" /></a>Robot Uzmanı P. W. Singer a göre robotların ayaklanması için gerekli olan şartlar</p>
<div>1- Öncelikle, en önemli şart, insanlardan bağımsız olmalı. Hiçbir şekilde, insanlara ihtiyaç duymamalı. Bu da ancak robotların güneş enerjisi, nükleer enerji gibi sonsuz enerji kaynağıyla “yaşaması”yla mümkün olabilir.</div>
<p>2- Robotların hiçbir şekilde “kapatma düğmesi” gibi bir güvenlik zaafı olmaması gerekir.</p>
<p>3- Bu akıllı robotları, insanlar geliştireceği için, insanların bu isyana hazırlıksız yakalanmaları gerekir. Yani tüm bu gelişmelerden insanların çoğunun haberi olmaması gerekir ki bu da imkansız gibi geliyor.</p>
<p>4- Robotların bir şekilde, insanların kontrolü dışında çoğalması gerekir. Çünkü herhangi “yoldan çıkmış” bir robot görüldüğünde, onun üretimi insanlar tarafından zaten durdurulacaktır.</p>
<p>5- Yapay zekanın, insanlar gibi kendisini koruma içgüdüsü ve bir “hayat amacı” olmalı. Daha fazla güce sahip olmak, ya da gücünün elinden alınmasından korkmak gibi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilgincblog.net/2009/05/robotlarn-ayaklanmas-icin-gerekli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yok Oluş senaryoları</title>
		<link>http://www.ilgincblog.net/2009/05/yok-olus-senaryolari.html</link>
		<comments>http://www.ilgincblog.net/2009/05/yok-olus-senaryolari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 May 2009 19:35:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürkan Kalkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[meteor]]></category>
		<category><![CDATA[robot istilası]]></category>
		<category><![CDATA[telomer aşınması]]></category>
		<category><![CDATA[terörizm]]></category>
		<category><![CDATA[the guardian]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yok oluş]]></category>
		<category><![CDATA[yokoluş]]></category>
		<category><![CDATA[yokoluş senaryoları]]></category>
		<category><![CDATA[yokoluş teorileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilgincblog.net/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[The Guardian Gazetesin yazarı Kate Ravilious &#8216;un cevaplarını dünyaca ünlü 10 bilim adamından aldıgıgı yokoluş senaryoları&#8230;
KÜRESEL ISINMA
East Anglia Üniversitesi’nden Nick Brooks’un sunduğu tehlikeye göre 21. yüzyılın sonunda ortalama küresel sıcaklık 2 derece artacak ve son 1.5 milyon yılın en yüksek sıcaklıkları hissedilecek. Brooks, küresel ısınmanın insanlığın sonunu getireceğini sanmadığını, fakat bu potansiyele kesinlikle sahip olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/Shmi7Xld7vI/AAAAAAAABtw/NVw7aRT7Je4/s1600-h/bakteri.bmp"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339477974051581682" style="margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px; float: left; height: 132px; cursor: hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_35p1PummIw0/Shmi7Xld7vI/AAAAAAAABtw/NVw7aRT7Je4/s200/bakteri.bmp" border="0" alt="" /></a>The Guardian Gazetesin yazarı Kate Ravilious &#8216;un cevaplarını dünyaca ünlü 10 bilim adamından aldıgıgı yokoluş senaryoları&#8230;</p>
<p>KÜRESEL ISINMA</p>
<p>East Anglia Üniversitesi’nden Nick Brooks’un sunduğu tehlikeye göre 21. yüzyılın sonunda ortalama küresel sıcaklık 2 derece artacak ve son 1.5 milyon yılın en yüksek sıcaklıkları hissedilecek. Brooks, küresel ısınmanın insanlığın sonunu getireceğini sanmadığını, fakat bu potansiyele kesinlikle sahip olduğunu belirtti.</p>
<p>70 yıl içinde olma ihtimali: Yüksek</p>
<p>İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 6</p>
<p>TELOMER AŞINMASI</p>
<p>Viyana Üniversitesi’nden Dr. Reinhard Stindl, her hayvan kromozomunun sonunda ‘telomer’ isimli koruyucu kapakların bulunduğunu ve bunların evrim sürecinde hücrelerin çoğalması ile küçülerek koruyuculuklarını yitirdiklerini belirtti. ‘Telomer aşınması’ denen bu olayla Alzheimer gibi yaşlanmaya dayalı hastalıkların artması ve erken yaşta görülmesi ihtimali doğuyor.</p>
<p>70 yıl içinde olma ihtimali: Düşük</p>
<p>İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 8</p>
<p>NÜKLEER SAVAŞ</p>
<p>Liberal Demokrat Savunma sözcüsü Air Marshal Lord Garden, nükleer savaşın teoride insanoğlunu yok etme ihtimalinin çok az olduğunu belirtti.</p>
<p>70 yıl içinde olma ihtimali: Düşük</p>
<p>İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 8</p>
<p>BÜYÜK VİRÜS SALGINI</p>
<p>Virolog Prof. Dr. Maria Zambon, 1918’de 20 milyon kişinin ölümüne sebep olan grip salgınını hatırlatarak küresel ölçekte bir virüs salgınının insan ırkını yok edemeyeceğini belirtti. Prof. Zambon, böyle bir salgının uzun yıllar uygarlıkta ciddi bir gerileme yapabileceğini belirtti.</p>
<p>70 yıl içinde olma ihtimali: Çok Yüksek</p>
<p>İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 3</p>
<p>KÜRESEL TERÖRİZM</p>
<p>St. Andrews Üniversitesi’nden Prof. Paul Wilkinson, kimyasal ve biyolojik silahla yapılacak kitlesel katliamların özgür harekete değer veren günümüz açık toplumlarında engellenmesinin garantisinin olmadığını ve böylesine büyük saldırıların gerçekleşme ihtimalinin çok büyük olduğunu söyledi.</p>
<p>70 yıl içinde olma ihtimali: Çok Yüksek</p>
<p>İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 2</p>
<p>METEOR ÇARPMASI</p>
<p>NASA’nın Dünyaya Yakın Cisimler Programı Bürosu Müdürü Donald Yeomans, ciddi büyüklükte bir meteor çarpışmasının ortalama milyon yılda bir gerçekleştiğini söyledi. Böyle bir çarpışma sonucu atmosfer devasa büyüklükte toz tabakasıyla kaplanacak ve haftalarca güneş ışığını engelleyecek.</p>
<p>70 yıl içinde olma ihtimali: Orta</p>
<p>İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 5</p>
<p>ROBOTLARIN İSTİLASI</p>
<p>Carnegie Mellon Üniversitesi Robotik Enstitüsü’nden Prof. Hans Moravec, 2050 yılına kadar insanın zihin gücüne sahip akıllı robotların varolabileceğine inandığını ve bunların yönetimi ele geçirebileceklerini belirtti.</p>
<p>70 yıl içinde olma ihtimali: Yüksek</p>
<p>İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 8</p>
<p>KOZMİK IŞIN YAĞMURU</p>
<p>İsrail İbrani Üniversitesi’nden Nir Shaviv, dünyanın patlayan bir yıldızdan kaynaklanan kozmik ışın yağmuruna tutulduğu takdirde Buzul Çağı’na girebileceğini söyledi.</p>
<p>70 yıl içinde olma ihtimali: Düşük</p>
<p>İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 4</p>
<p>SÜPER VOLKANLAR</p>
<p>College London Üniversitesi’nden Prof. Bill McGuire, her 50 bin yılda bir süper volkanların patladığını, böyle bir durumda atmosferin sülfürik asitle kaplanarak gün ışığının yitirilebileceğini söyledi.</p>
<p>70 yıl içinde olma ihtimali: Çok Yüksek</p>
<p>İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 7</p>
<p>KARA DELİK YUTAR MI</p>
<p>Harvard Üniversitesi’nden Richard Wilson, kara delikler hakkında sahip oldukları bilgiler dahilinde Dünya’nın bir kara delik tarafından yutulmayacağını söyledi.</p>
<p>70 yıl içinde olma ihtimali: Çok çok düşük</p>
<p>İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 10</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilgincblog.net/2009/05/yok-olus-senaryolari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

